Sakarya 448. Hafta: Zalimlere Karşı Dayanışma İçinde Olmalıyız!

2014_0415_sagir-1

Sakarya’daki 448. Hafta basın açıklamasında, Mısır’da darbe rejiminin darbe karşıtlarına verdiği idam kararlarına karşı dayanışma çağrısı yapıldı. Açıklamada söz konusu idam kararlarının Mübarek rejiminin hortlaması anlamına geldiği belirtilirken “Müslümanlar olarak zalimlere ve haksızlığa karşı birbirimizle dayanışma içinde olmalıyız” ifadeleri kullanıldı.

Sakarya’da her cumartesi yapılan adalet ve özgürlükler eyleminde 448. hafta basın açıklamasını Sakarya Dayanışma Derneği’nden Özkan Güler okudu. Güler, Mısır’da darbe karşıtlarına verilen 529 idam kararı için Tahrir sonrası sistemin reflekslerini muhafaza ettiğini ve bulduğu ilk fırsatta İhvan’ın üzerine çullandığını ifade etti. Sisi cuntasının yaptığı darbenin Mübarek rejiminin hortlaması anlamına geldiğini söyleyen Güler, “Mısır toplumunun özgür iradesinin devlete yansıma ihtimali anlamına gelen İhvan yönetimi, daha kundaktayken boğazlanmıştır.” ifadelerini kullandı.

Açıklamada Mısır örneğinin, sistemle ve devletle uzlaşma üzerinden değil, halklarla kurulan birliktelik üzerinden hesap yapılması gerektiğini tekrar hatırlattığı belirtilirken, “Müslümanlar olarak zalimlere, zorbalığa ve haksızlığa karşı birbirimizle dayanışma içerisinde olmamız gerektiğini tekrar hatırlatıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

“Sözlerimizi hiçbir hükümete ve devlete endekslemeden söylemek zorundayız.” diyen Güler konuşmasına, “Direniş bir mekteptir. Direniş, diriltir.” diyerek devam etti. Güler açıklamada, “İhvan da darbenin ardından ortaya koyduğu direnişle bu kutlu mektebe iyi bir talebe, iyi bir müderris olduğunu göstermiştir. Biz de buradan Mısırlı kardeşlerimizin direnişinde yanlarında olacağımızı ilan ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

2014_0415_sagir-4

Sakarya 448. Hafta Basın Açıklaması:

Değerli Sakaryalılar, değerli basın mensupları;

Mısır’da seçimle iş başına gelen ilk cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursî, 3 Temmuz 2013 tarihinde askeri bir darbeyle devrilmiş ve hapsedilmişti. Mursî’nin yaklaşık 1 yıl süren iktidarının ardından Mübarek rejimi adeta hortlamış ve Sisi cuntası görüntüsü alarak askeri bir darbeyle devirdiği İhvan’ın üzerine çullanmıştı.

Bu süreçte darbeciler, İhvan’dan ve sokak hareketlerinin özgürleştirici etkilerinden korkan Suud başta olmak üzere Körfez monarşileri ve Siyonist işgal devleti tarafından da her yolla desteklenmiş ve ayakta alkışlanmıştı.

Darbenin ardından ülkenin tamamında Müslüman Kardeşler’e yönelik bir baskı ve tedhiş kampanyası başlatılmıştı.

Darbe karşıtlarının Rabiatu’l Adeviye meydanında haksızlığa direnmek için örgütledikleri barışçıl gösteriler darbe rejiminin gaddar ve canice saldırılarıyla bastırılmış, bu müdahalelerle en az 1200 kişi hayatını kaybetmişti.

2014_0415_sagir-3

Yaşanan bu ölümlerin faturasını da darbe karşıtlarına ve İhvan’a kesen darbeci rejim, İhvan’ı Mısır’ın sosyal ve siyasal hayatından silmek için geniş bir kampanyaya girişmişti.

Ülkede 85 yıllık bir mazisi bulunan İhvan-ı Müslimin, önce Mısır’da ardından da Suudi Arabistan’da terör örgütü olarak ilan edilmiş, Körfez ülkeleri kendilerine sığınan İhvan mensuplarını dahi Mısır’ın darbeci güvenlik güçlerine teslim etmeye başlamışlardı.

Bütün bunlar yaşanırken dünyanın pek çok bölgesinde demokrasi havariliği yapan Batılı güçlerin ağzını bıçak açmadı.

Suların durulmasıyla beraber Türkiye’den çıkan gürültü de yerini sessizliğe bıraktı.

Başbakan Erdoğan katıldığı mitinglerde rabia işaretini yapmayı sürdürdü. Fakat daha önce kimi yazarlar tarafından ‘müslümanların yeni simgesi’ olarak tanıtılan rabia işareti, hatırlanacağı üzere sonradan siyaseten unutulmuş, Başbakan tarafından ‘tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan’ olarak tarif edilmeye başlanmıştı.

Mısırdaki katil darbeci rejim takip ettiği sindirme politikası uyarınca 3 Temmuz’un ardından gelişen süreçte tahminen  16 bin darbe karşıtı gözaltına aldı.

2014_0415_sagir-2

İhvan-ı Müslimin şiddetle kriminalize edildi. Mısır’da; halkın siyasetinin devlete temas etmesinin ve İsrail’in eskisi kadar güvenli olmamasının ihtimali bile böyle bir cadı avıyla, hunharca bir şiddetle karşılanmış oldu.

Konu hakkındaki son önemli gelişme 24 Mart günü yaşandı. 24 Mart’ta Mısır’da kurulu Minye Ceza Mahkemesi, askeri darbeye karşı çıkan 529 kardeşimizin idamına hükmetti. İdam kararlarıyla ilgili son hüküm 28 Nisan’da açıklanacak. Öte yandan başka bir dava kapsamında da 700’e yakın darbe karşıtının yargılamasının sürdüğü biliniyor. Onlar için de benzer bir karara hükmedilmesi sürpriz olmaz.

Değerli Sakaryalılar;

Söz konusu darbe, tasfiye edilememiş Mübarek rejiminin hortlayarak Sisi cuntası görüntüsü kazanması sonucunda meydana gelmiştir. Tahrir’den sonra gerçek bir devrimci sürecin yürütülemeyişi sonucunda sistem reflekslerini aynen muhafaza etmiş ve bulduğu ilk fırsatta rövanş olarak İhvan’ın üzerine çullanmıştır. Mısır toplumunun özgür iradesinin devlete yansıma ihtimali anlamına gelen İhvan yönetimi, Sisi cuntası tarafından daha kundaktayken boğazlanmıştır.

Cuntanın bu başarısında uluslararası desteğin de payı yadsınamaz. İsrail, Suud ve geri kalan Körfez ülkelerinin Mısır’daki darbenin ve müslümanlara yapılan zulmün arkasında durdukları ve hevesle ellerini ovuşturdukları çok açık. Hatta Siyonist işgal devletinin Sisi’ye desteği ABD’de Mısır cuntası lehine lobi yapmaya kadar uzanmış vaziyette. Öte yandan ABD ve Batılı ortaklarının suskunluğu da herkesin gözlerinin önünde.

529 kardeşimiz hakkında verilen idam kararı da böyle bir bağlamda, bütün hukuk kaidelerinin ve temel ahlakın ihlaliyle verilmiş bir karardır. Sanıkların katılmadığı, avukatların alınmadığı, kimseye savunmasının sorulmadığı 20 dakikalık tek bir celse sonucunda verilen bu kararlar, Mısır’ın darbeci müstekbirlerinin gözü dönmüşlüğüne delil teşkil etmektedir. Mısır’da vuku bulan şey halkın egemenliği ya da hukukun gereği değil; Tahrir’in ardından tasfiye edilemeyen sistemin hortlayarak güç ve zor yoluyla hak ve adalete meydan okumasıdır.

2014_0415_sagir-5

Üstüne üstlük geçtiğimiz günlerde Mısır Dışişleri Bakanı tarafından idam mahkumlarının yeni devlet başkanı tarafından affedileceği dillendirilerek istikbar rejiminin alçak yüzü tekrar açığa vurulmuştur. Darbeciler darbeyle devirdikleri, müdahalelerle öldürdükleri, tutuklayıp cezaevine yerleştirdikleri, yargılayıp tek celsede idama mahkum ettikleri İhvan mensuplarını affedebileceklerini söylüyorlar. Önümüzdeki günlerde Müslümanlara zillet ile şehadetten ibaret iki seçenek sunmaya niyetli olabilirler!

Mısırlı kardeşlerimizin verecekleri karar ne olursa olsun haklarını ve izzetlerini müdafa etmeye devam edeceğiz.

Bunu yaparken de yapamayacağımız şeyleri söyleyerek, üst perdeden iddialı laflar ederek değil, yapabileceğimiz şeyi;  yani yanlarında olduğumuzu, haklarını koruma noktasında kamuoyu oluşturmak için her türlü gayreti devam ettireceğimiz taahhüt ediyoruz.

Değerli Sakaryalılar,

Müslümanlar olarak zalimlere, zorbalığa ve haksızlığa karşı birbirimizle dayanışma içerisinde olmamız gerektiğini tekrar hatırlatıyoruz. Sözlerimizi hiçbir hükümete ve devlete endekslemeden söylemek zorundayız. Mısır örneği, hesaplarımızı sistemle ve devletle uzlaşma üzerinden değil, halklarla  kurulan birliktelik üzerinden yapmamız gerektiğini tekrar göstermektedir.

Direniş en güzel mekteptir. Direniş diriltir.

İhvan da darbenin ardından ortaya koyduğu direnişle bu kutlu mektebe iyi bir talebe, iyi bir müderris olduğunu göstermiştir. Biz de buradan Mısırlı kardeşlerimizin direnişinde yanlarında olacağımızı ilan ediyoruz.

Üzülmeyiniz, gevşemeyiniz.

Allah muhakkak sözünün eri olan Müslümanlarla beraberdir.

Yaşasın halkların dayanışması

Yaşasın İslami direniş.

SAGİR (Sakarya Adalet Girişimi ) adına

Sakarya Dayanışma Derneği

Bir cevap yazın