Dersimiz Rachel, konumuz vicdan

16 Mart 2003’te Gazze’de hayatını kaybeden barış gönüllüsü Rachel Corrie ile ilgili beş yıldır devam eden “Dersimiz Rachel” etkinliği, ölümünün 10. yıl dönümünde de yapıldı

Rachel Corrie’nin hayatından ve verdiği mücadelenin anlatıldığı ve bir ders saati süren etkinlikte, Eğitim İlke-Sen üyesi öğretmenler onun vicdani örnekliğinden nasıl ders alınabileceğini konuştular.

Aşağıda Beytullah Önce’nin Rachel’ın 10. yıldönümü vesilesiyle kaleme aldığı yazı yer alıyor:

RACHEL CORRIE UMURSUYORDU

16 Mart Dünya Vicdan Günü.

Adını Rachel Corrie’den alan gün.

Rachel, bundan tam 10 yıl önce Gazze Şeridi’nde bir evin yıkılmasına engel olmaya çalışırken öldürüldü.

Onun vicdani direnişi, siyonist işgalciler tehlikeli bulunuyordu; çünkü o kendisiyle aynı inancı paylaşmasa da, sadece mazlum oldukları için Filistin halkının yanında saf tutma erdemi göstermekteydi.

Öldürüldü ve dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu cinayetin üstü “kaza” denilerek kapatıldı.

Kimdi Rachel?

10 Nisan 1979’da, ABD’nin Olimpia kasabasında orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Henüz on yaşında iken “Dünya Açlık Konferansı”nda yaptığı konuşmada “Başka çocuklar için buradayım. Buradayım çünkü umursuyorum. Buradayım çünkü her yerde çocuklar acı çekiyor.” demişti.

Ve bu sözleri söyledikten tam 13 yıl sonra, üniversite son sınıftaki eğitimine bir süre ara vererek Filistin’e gitti.

O günlerde ABD Irak’ı işgali etmişti ve siyonist ordunun Gazze’de büyük bir kıyım gerçekleştirileceği korkusu vardı.

Rachel, bu ölümlerin de önlenebileceğine inanıyordu ve bunun için büyük bir fedakârlık yaptmıştı.

Ve barış gönüllüsü adalet için çaba harcarken siyonist katiller tarafından öldürüldü.

Geride unutulmayacak bir şahitlik bıraktı.

Bize ve tüm dünyaya “vicdan”ın ne olduğunu canı bahasına gösterdi.

Herşeye rağmen insanlık vicdanının körelmediğini gösteren bu örneklik, bize başka bir dünyanın mümkün olabilmesi için neyi, nasıl yapacağımız konusunda fikir de vermektedir.

Kendisi için istediğini başkaları için de isteyen, adaleti sadece kendisi gibi olanlar için değil

kendisinden olmayanlar için de sağlamaya çalışan vicdan ve merhamet temsili insanlar ancak bu dünyayı değiştirebilirler.

Dünya Vicdan Günü’nde Rachel’ı hatırlamak, kendi coğrafyamızdaki çocukları hatırlamaktır.

Örneğin dün haberini aldığımız Ahmet Yıldız’ın acısını duymaktır.

Ahmet, Adana’da, okul masraflarını karşılamak için plastik fabrikasında çalışırken pres makinasına sıkışarak can verdi.

Roboski’de katledilen çocukları hatırlamaktır mesela…

Dünya genelinde ise bütün zalimlere karşı durmaktır.

Afrika’da kapitalist sömürünün yarattığı açlığı, Filistin, Irak, Afganistan, Arakan, Doğu Türkistan, Mali gibi ülkelerde acı çeken insanları umursamaktır.

Vicdan demek, 24 yıl önce gerçekleştirilen Halepçe katliamını unutmamaktır!

Acı ve kanlı bir sürecin içine çekilen komşumuz Suriye’de iki yıldır katledilen, yerinden yurdundan edilen anaların, babaların ve evlatların acısı ile hemhâl olmaktır.

Ve bu sırada onları bu hale düşüren yerel ve küresel istikbar rejimlerinin, fitne ateşini körükleyen işbirlikçi iktidarların timsah gözyaşlarına kanmamaktır!

Bölgemizdeki ve dünyamızdaki acı çeken bütün mazlum halklar için adalet için ayağa kalmaktır!

Evet, vicdan!

Adalet için; sömürmek için değil…

 

Bir cevap yazın