Sakarya: Buradayız, çünkü umursuyoruz!

Dünya Vicdan Günü’nde Rachel Corrie anıldı. Sakarya Adalet Girişimi, Filistinli bir ailenin evini korumaya çalışırken ezilen Rachel Corrie’yi 10. ölüm yıldönümde anarken, “Kalpsiz dünyanın vicdanı olmak için ayağa kalkın” çağrısı yaptı.

Sakarya Adalet Girişimi 393. hafta basın açıklamasında, 16 Mart 2003’te Gazze Şeridi’nde Filistinli bir ailenin evini yıkılmaktan kurtarmaya çalışırken İsrail ordusu tarafından buldozerle ezilerek hayatını kaybeden Rachel Corrie’yi andı.

SAGİR adına Sakarya Dayanışma Derneği’nden Sacide Uras’ın okuduğu açıklamada ayrıca Halepçe Katliamı’nda hayatını kaybedenler de anıldı.

Uras, “16 Mart Dünya Vicdan Günü. Adını Rachel Corrie’den alan gün. Rachel, tam 10 yıl önce, 16 Mart 2003’te siyonist katiller tarafından öldürüldü. Geride anlamlı, önemli, onurlu ve erdemli bir şahitlik bırakmıştı. Rachel Corrie, bize ve tüm dünyaya “vicdan”ın ne olduğunu canı bahasına gösterdi. Herşeye rağmen insanlık vicdanının körelmediğini gösteren bu örneklik, bize başka bir dünyanın mümkün olabilmesi için neyi, nasıl yapacağımız konusunda fikir de vermektedir. Kendisi için istediğini başkaları için de isteyen, adaleti sadece kendisi gibi olanlar için değil kendisinden olmayanlar için de sağlamaya çalışan vicdan ve merhamet temsili insanlar ancak bu dünyayı değiştirebilirler.” dedi.

Rachel Corrie ile ilgili döviz ve pankartların taşındığı eylemde Sacide Uras şöyle konuştu: “Bugün, Dünya Vicdan Günü’nde Rachel’ı hatırlamak, kendi coğrafyamızdaki çocukları hatırlamaktır. Roboskili çocukların hesabını sormaktır. Adana’da, okul masraflarını karşılamak için plastik fabrikasında çalışırken pres makinasına sıkışarak can veren 13 yaşındaki Ahmet Yıldız’ı unutmamaktır. Acı ve kanlı bir sürecin içine çekilen komşumuz Suriye’de iki yıldır katledilen, yerinden yurdundan edilen anaların, babaların ve evlatların acısı ile hemhâl olmaktır. Ve bu sırada onları bu hale düşüren yerel ve küresel istikbar rejimlerinin, fitne ateşini körükleyen işbirlikçi iktidarların timsah gözyaşlarına kanmamaktır! Ve vicdan demek, bundan tam 25 yıl önce gerçekleştirilen Halepçe katliamını da unutmamaktır! Bugün 16 Mart. Tevhid ve adalet mücadelesi verenlerin, kalpsiz dünyanın ihtiyacını duyduğu vicdan çağrısını yükseltmesi gereken bir tarih. Adalet için vicdan! Sömürmek için değil…”

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ 393. HAFTA AÇIKLAMASININ TAM METNİ

BURADAYIZ, ÇÜNKÜ UMURSUYORUZ!

16 Mart Dünya Vicdan Günü. Adını Rachel Corrie’den alan gün. Rachel, bundan tam 10 yıl önce öldü, öldürüldü. Öldürülmeden hemen önce Gazze Şeridi’nde bir evin yıkılmasına engel olmaya çalışıyordu. Onun bu onurlu ve vicdani çabası, siyonist işgalciler tarafından Filistinlilerin evini yıkmak üzere özel olarak hazırlatılmış Caterpillar marka bir buldozerle kasten ezilmesiyle son buldu. Dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu cinayetin üstü “kaza” denilerek kapatıldı.

Rachel Corrie, 10 Nisan 1979’da, Amerika Birleşik Devletleri’nin Olimpia kasabasında orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz on yaşında iken “Dünya Açlık Konferansı”nda yaptığı konuşma, onun içinde taşıdığı insanlık erdemini ortaya koyuyordu.

Şöyle demişti küçük Rachel:

“Başka çocuklar için buradayım. Buradayım çünkü umursuyorum. Buradayım çünkü her yerde çocuklar acı çekiyor. Ve çünkü her gün kırk bin kişi açlıktan ölüyor. Buradayım çünkü bu kişiler çoğunlukla çocuk. Biz, yoksul insanların her yanımızda olduğunu ve bizim onları umursadığımızı anlamak zorundayız. Biz, bu ölümlerin önlenebilir olduğunu anlamak zorundayız.”

Ve bu sözleri söyledikten tam 13 yıl sonra, üniversite son sınıftaki eğitimine bir süre ara vererek Filistin’e gitti. O günlerde ABD Irak’ı işgali etmişti ve siyonist ordunun Gazze’de büyük bir kıyım gerçekleştirileceği korkusu vardı. O, bu ölümlerin de önlenebileceğine inanıyordu ve bunun için büyük bir fedakârlık yaptı.

Ailesine yazdığı bir mektubunda şöyle diyor:

“Benim ailemden hiç kimse, memleketimde, bir ana caddenin sonundaki bir kuleden bir roketatar tarafından, arabamızla giderken vurulmadı… Bir evim var. Gidip okyanusu görme hakkım var.

Eğer evinizin duvarlarının aniden içeriye yıkılmasıyla uyanma korkusu içinde bir gece geçirseniz,

Eğer hiç kimsesini kaybetmemiş insanlarla karşılaşamasanız,

Eğer ölüm saçan kuleler, tanklar, silahlı “yerleşimler” ve bu şimdiki dev metal duvar ile çevrelenmiş bir dünyanın gerçekliğini yaşasanız,

Dünyanın süper gücü tarafından desteklenen, dördüncü büyük ordusunun, sizi vatanınızdan silmek için yaptığı baskıya karşı direniş içinde, sağ kalma mücadelesiyle geçen tüm çocukluk yıllarınız için dünyayı affedebilir miydiniz?”

İşte bu duygularla barış gönüllüsü olarak mücadelesini sürdüren Rachel Corrie, tam 10 yıl önce, 16 Mart 2003’te siyonist katiller tarafından öldürüldü. Geride anlamlı, önemli, onurlu ve erdemli bir şahitlik bırakmıştı.

Rachel Corrie, bize ve tüm dünyaya “vicdan”ın ne olduğunu canı bahasına gösterdi. Söz ile söylenemeyecek olanı hayatını ortaya koyarak anlattı. Herşeye rağmen insanlık vicdanının körelmediğini gösteren bu örneklik, bize başka bir dünyanın mümkün olabilmesi için neyi, nasıl yapacağımız konusunda fikir de vermektedir.

 

Kendisi için istediğini başkaları için de isteyen, adaleti sadece kendisi gibi olanlar için değil

kendisinden olmayanlar için de sağlamaya çalışan vicdan ve merhamet temsili insanlar ancak bu dünyayı değiştirebilirler. Rachel, bize bunu hayatıyla ve ölümüyle çarpıcı biçimde göstermiştir.

Peki bu hayattan bize nasıl bir ders düşmektedir?

Bugün, Dünya Vicdan Günü’nde Rachel’ı hatırlamak, kendi coğrafyamızdaki çocukları hatırlamaktır. Tam 444 gün önce savaş uçaklarıyla katledilen Roboskili çocukların ve onlardan önce öldürülenlerin hesabını sormaktır. Anadilinde eğitim göremediği için “zihinsel engelli” tanısı ile rehabilitasyon merkezlerine sevk edilen çocukların derdine ortak olmaktır.

Rachel’ın kaygısını anlamak, Adana’da, okul masraflarını karşılamak için plastik fabrikasında çalışırken pres makinasına sıkışarak can veren 13 yaşındaki Ahmet Yıldız’ı unutmamak; tüm insanlığı ezmek için dönen kapitalist çarklara teslim olmamaktır!

Rachel’ı hatırlamak, kendi Kudüslerimiz için rahatımızdan vazgeçme iradesini kuşanmaktır. İnancımız, örtümüz, kimliğimiz için mücadeleye adanmaktır!

Rachel Corrie’den ders almak; Filistin’de devam eden işgali asla unutmamaktır. Afrika’da kapitalist sömürünün yarattığı açlığı, Irak, Afganistan, Arakan, Doğu Türkistan, Mali gibi ülkelerde acı çeken insanları umursamaktır.

Acı ve kanlı bir sürecin içine çekilen komşumuz Suriye’de iki yıldır katledilen, yerinden yurdundan edilen anaların, babaların ve evlatların acısı ile hemhâl olmaktır. Ve bu sırada onları bu hale düşüren yerel ve küresel istikbar rejimlerinin, fitne ateşini körükleyen işbirlikçi iktidarların timsah gözyaşlarına kanmamaktır!

Rachel’ın vicdanını hatırlamak; bize bugün ‘uluslar arası vicdanın temsilcisi’ diye yutturulmak istenen bütün siyasal ve askeri organizasyonların o insani yönümüzü sömürmesine asla müsaade etmemektir!

Bölgemizdeki ve dünyamızdaki acı çeken bütün mazlum halklar için adalet için ayağa kalmaktır!

Ve vicdan demek, bundan tam 25 yıl önce gerçekleştirilen Halepçe katliamını da unutmamaktır!

1986-1988’de Kürt halkına yapılan o korkunç kitlesel imha operasyonunda hayatını kaybeden binlerce insanın acısı hissedebilmektir!

Evet, bugün 16 Mart.

Tevhid ve adalet mücadelesi verenlerin, kalpsiz dünyanın ihtiyacını duyduğu vicdan çağrısını yükseltmesi gereken bir tarih.

Burada daha anamadığımız birçok sorun varken, dünyada milyarlarca insan adalet, barış, özgürlük ve hakkaniyet beklerken umursayan ve tepkisiz kalmayan herkesi selamlıyoruz!

Biz bugün 393. Hafta eylemimizle buradayız çünkü umursuyoruz ve ‘vicdan’ diyoruz!

Adalet için vicdan! Sömürmek için değil…

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ adına

SAKARYA DAYANIŞMA DERNEĞİ

 

Bir cevap yazın