Davutoğlu’na: NATO radarı da ahlaki hassasiyetlerinizle uyumlu mu?

Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Paris seyahatinde giderek uçaktaki gazetecilere bazı açıklamalar yapmış ve “Ben kendi adıma gece rahat uyuyorum. Siz rahat uyuyor musunuz?” demişti.

Davutoğlu’nun kendisine yönelik eleştirilere verdiği cevabın ardından Gazeteciler.com yazarı Levent Gültekin, bakanın çelişkilerini sergileyen yeni sorular ortaya attı.

İşte Gültekin’in sorularından bazıları:

Suriye meselesinde “rahat uyuduğunuzu” söylüyorsunuz. Bence asıl mesele bunca insan ölüyorken sizin ‘acaba?’ demeden kendinizi rahat hisseden bir aşamaya gelmiş olmanız. ‘Kaddafi’den kurtarıldıktan’ sonra Libya’da her gün onlarca insanın öldüğü haberi geliyor, bundan dolayı da benzer bir rahatlık içerisinde misiniz?

Suriye konusundaki tutumunuzu İslamcılar için ‘adalet’, liberal ve solcular için ‘evrensel değerler’, ulusalcılar için de ‘vatanseverlik’ ile açıklıyorsunuz.

Suriye’dek diktatör yıllardır var ve bahsettiğiniz 27 işkence merkezinde 20 bin insanın ölümü son birbuçuk yılın değil, on yılların meselesi. Peki bu sorunun müsebbibi ile yıllarca dostluk yapıp sadece son birbuçuk yıldır bu işkence merkezlerini ‘dert etmenizin’ gerekçesini öğrenebilir miyiz?

Esad ile Miloseviç arasında bir fark görmüyorsunuz. Bunda bir sorun yok. Her ikisine de benzer tutumu takınmak elbette ki ahlaki bir gerekliliktir. Peki ‘ahlaki gereklilik’te bu kadar hassas ve uluslararası ilişkilerde uygulanabilir olarak görüyorsanız… bir Müslüman için Afganistan’da, Irak’ta yaptıkları ile bir diğer Miloseviç olan ABD ve onun yöneticilerine benzer ahlaki gerekliliği niçin göstermiyorsunuz? Göstermediğiniz gibi ‘reel siyaset’ diyerek bir de dostluktan mutluluk pozu veriyorsunuz. Bunu niçin yaptığınızı da bir zahmet izah eder misiniz?

Suriye meselesi üzerinden üstü kapalı bir mezhep çatışması güdülüyor. Suriyeli muhaliflerden mesela Müslüman Kardeşler lideri EL Şakfa “ Suriye’deki muhtemel değişiklik sayesinde İran, Irak, Suriye arasında Hizbullah ittifakının beli kırılacak ve bölge böyle bir beladan kurtulmuş olacaktır” diyerek İran ve Hizbullah karşısında konum alıyor. Sudilerin Şii muarızlığı her geçen gün artıyor. Diğer taraftan İsrail cumhurbaşkanı Peres Suriye’deki yönetimin yıkılması Hizbullah için öldürücü bir darbe olacakır.” diyerek hedefte örtüşüyor. Bunlarla aranıza mesafe koymamanız özellikle vurgu yaptığınız ‘Müslüman felsefesi’ne ters değil mi?

İsrail’i koruma amaçlı olduğu aşikar olan radar sistemini ‘İran’la samimiyet’e rağmen Türkiye’ye konuşlandırmak ‘ahlaki hassasiyet’ ve ‘Müslüman felsefesi’ dediğiniz olgularla bir uyumlu mu? Sizin radar sistemini koymanız üzerine İran’ın gösterdiği tepkinin Türk toplumunda İran aleyhtarlığına dönüşen etkileri sizi hiç mi düşünmeye sevketmiyor?

Umut ediyorum Ahmet Davutoğlu bu soruları kendisine soruyor olmamızdan dolayı bizi de Esad’cı ilan etmez. Edecekse de canı sağolsun.

LEVENT GÜLTEKİN

Yazının tamamı için Gazeteciler.com

 

Bir cevap yazın