Hak aramayan vicdan istismara açıktır!

Sakarya Dayanışma Derneği’nde Rachel Corrie anıldı.

16 Mart 2003’te siyonist israil’in Filistinli bir ailenin evini yıkmasını engellemek için tonlarca ağırlıktaki bir buldozere karşı vicdanıyla direnen Rachel Corrie’yle ilgili programda Beytullah E. Önce kısa bir konuşma yaptı. Önce, Rachel’in, Filistin işgalini kolaylaştırmak ve evleri yıkmak için özel olarak tasarlanmış Caterpillar marka buldozer tarafından kasten ezildiğini, bunun ispatınınsa üzerlerinde barış gönüllüsü olduklarını gösteren kıyafetlerin olmasına ve megafonlarla kendilerini tanıtmalarına rağmen katledilmesi olduğunu söyledi:

“Her ne kadar olayın askerin inisiyatifiyle mi yoksa verilen bir emirle mi olduğu tartışma konusu haline gelse de aslında o işgal politikasının sıradan bir parçası olarak yürüyen bir süreç sonunda verilen bir emirle ezildi ve belki de öldüğünü garanti altına almak için buldozer bir kez de geri doğru getirildi.”

Henüz beşinci sınıftayken yapmış olduğu bir konuşmada vicdanının sesini duyabileceğimizi söyleyen Önce, “Rachel dünyada kendi yaşında açlıktan, yoksulluktan ölen çocukları ve başka çocukları umursadığını söylüyor. O yüzden biz de dün ona gönderme yaparak ‘buradayız çünkü umursuyoruz’ dedik. Çünkü biz de kendi durduğumuz yerde halen açlığın, yoksulluğun, yasakların ve savaşın içinde acı çeken insanların olduğunu biliyoruz ve onun umursadığını söylediği şeyi biz de umursadığımızı ifade etmek zorundayız.” dedi.

Geldiğinizde başınıza gelebilecek her şeye hazırlıklı olun

Önce konuşmasına şöyle devam etti: “Amerika çıkışlı ve Filistin merkezli çalışan International Solidarity Moviment (Uluslar arası Dayanışma Hareketi) üyesi olan Rachel Corrie ve arkadaşları barışçıl yollarla Amerika kamuoyuna İsrail işgalini taşımak ve vergileriyle destekledikleri hükümetlerin bu işgal sürecinin bir parçası olmaması noktasında bir kamuoyu oluşturmayı hedeflemişlerdi. Yaptıkları şeyler de canlı kalkan olmak, kamuoyu oluşturmak, insanların vurulmasını engellemekti. Çünkü Amerika vatandaşları oldukları biliniyor ve İsrail onlara Filistinlilere doğrulttuğu gibi silah doğrultamıyordu ya da onları öldüremiyordu. Rachel belki de ondan sonra gelecek olan Avrupa ve Amerikan vatandaşlarına ‘geldiğinizde başınıza gelebilecek her şeye hazırlıklı olun’ mesajını vermek istiyordu. Ki bu olaydan sonra da Rachel’in arkadaşları dokuz yıldır Gazze ve başka yerlerde var olmaya devam ettiler ve halen de mücadelelerini devam ettiriyorlar.”

Cuma günü Rachel’in annesinden e-posta aldığını ve mektupta bu sene de Rachel’in Türkiye kamuoyunda hatırlanması ve hatırlatılması noktasında daha önce yapılan etkinliklerin devam edip etmeyeceğinin ya da neler planlandığının sorulduğunu söyleyen Beytullah Önce, bu sene de en azından gündeme taşımak istedikleri cevabını verdiğini söyledi.

Galiba asıl olan onur

Rachel’in ailesine gönderdiği mektuplardan da bölümler okuyan Önce, “Konferanslara gitmek, belgesel izlemek ya da anlatılanları dinlemek beni buradaki gerçekliğe hazırlayamamış.” Demesinden, aslında Rachel’in Gazze’ye gitmeden önce yaptığı onca araştırmaya rağmen orada olanlara dair yeterli bilgi edinmediğini, okuduğu şeylerden gördüğü şeylerin belki de bir saniyesini bile alamamış olabileceğini belirtti: “Ve yazdığı bir mektupta şöyle söylüyor: ‘En ağır koşullarda bile insan kalabilme gücü ve yeteneğini keşfetmekte olduğumu yazmalıyım ki bunu daha önce bilmezdim. Galiba asıl olan onur…’ Rachel’in Filistin halkının orayı terk edebilecekken ya da terk etmek istese izin verilebilecekken onların orada kalmasını onurla ilişkilendirmesi gerçekten önemlidir.”

Babasına göndermiş olduğu mektuptan da alıntı yapan Önce, aslında Rachel’in geri dönmeyi düşündüğünü söyleyerek, mektupta kullanılan bazı tercihlerinse onun ortalama bir Amerikan vatandaşı olduğunu gösterdiğini belirtti.

Adalet mücadelesi içerisinde olmayan bir ‘vicdan’ istismara açıktır

Beytullah Önce, Müslüman camianın ‘vicdan’ kavramını küçümsedikleri, bunu önemsemedikleri ve çok daha iddialı laflar söyledikleri günleri hatırlatarak, bugün kamuoyunu kendi hesapları peşinden koşturmak adına vicdan kelimesini dillerinden düşürmemeye başladıklarını ifade etti. “Ama biz vicdanı duygusal bir manipülasyon, bir ajitasyon ya da insanların acılarını kullanarak başka hesaplar peşinde koşmak için kullanmıyoruz. Biz vicdanı gerçekten hakkın ve adaletin ne olduğunu anlamak için vicdanımıza kulak vermemiz gerektiğini ve o yüzden harekete geçmemiz gerektiğini anlatmak için kullanıyoruz. Dolayısıyla adalet mücadelesinde olmayan bir vicdan terkibinin de maalesef istismara açık olduğunu hatırlatmak istiyoruz.” diyerek konuşmasına son verdi.

Sacide Uras / Dünya Bizim

 

 

Bir cevap yazın